.

.
özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin
özlem, gidip görememendir;
ama gidip görmek istemen
özlediğin, gidip görmek istediğin
ama gidip göremediğin
özlem, gidip görmek istemen
ama, gidememen, görememen; gene de, istemen

Oruç Aruoba

CAMDEN TOWN'DA BİR HAFTA SONU/LONDRA

Camden Town, Londra'nın kuzeyinde bir semt. Büyük marketiyle ünlü...Londra'ya gelenlerin ziyaret edecekleri yerler arasında...



Öncelikle bu mekanla ilgili fikir vermek için ekşi sözlükten aldığım görüşleri paylaşmak isterim.

"Maltepe pazarına benzeyen "Camden Market"i ile ünlü, Londra'nın kuzeyindeki semt. Zamana ayak uyduramamış ve 90'larda çakılmış kalmış, hala canlı pearl jam-nirvana coverları çalan pubları ile ünlüdür."

"İkinci el giysi satan tezgahlarindan birisinde kötü bir fenerbahçe formasi gördügümde kahkayi patlattığım yer. Yanındaki tezgahta ise orjinal Jimi Hendrix plağının £30'a satıldıgını görünce kahkaham çabuk söndü."



"Piercing'e dair her şeyin, en abuk parti kıyafetlerinin, fantazi aksesuarların, esrar malzemelerinin bulunabileceği, tuvaletlerinde esrar sarılan, sokaklarında punk'lardan geçilmeyen bir garip/güzel town. Anneyle gidilmemesi gerekiyormuş, bunu da eklemek gerek."





İngiliz bayrağı her yerde...Çamaşırların, kemerlerin, kupaların.. aklınıza gelebilecek herşeyin üstünde.. Bayraklı aksesuarlar hem ingilizler hem de turistler arasında çok popüler.. Yabancıları anlamak mümkün de... İngilizlere ne demeli? Bayrağı baş tacı etme insanların dünya görüşü ile ilgili bir ip ucu verebilir mi? Yoksa bu bayrak tutkusu sadece rengini ve biçimini sevmelerinden mi kaynaklanıyor?

"Uçuk bir mekandır.İlk defa gidildiginde şu tip diyaloglar yaşanır. -Aaa! Herife bak tüm suratını dövme ile kaplamış!
-Asıl sen şuna bak!Kanat takmis dolanıyor!Deli mi ne?!
-Aaaa şu da kaslarina 48 tane çengelli iğne takmıs !!!!
Onuncu dakikanın sonunda şaşkınlığınız geçer.Hersey sanki pek bir normalmiş gibi gelir, üstüne üstlük bağımlılık yaratır. Zaman geçirmek için çok renkli bir mekandir."



"Ortalıkta dolaşıp mariuana satanların dışında köşelerde tezgah açıp abur cubur satanların da aslında uyuşturucu sattığı bir garip gezegen.



Benim mekanla ilgili söyleyeceklerimi sevgili ekşi sözlük yazarları gayet iyi ifade etmişler.



Son derece renkli bir mekan olduğu söylemek zor olmaz.Etrafa bakıp, şaşırarak bir kaç saat geçirmek mümkün. Yaklaşık yirmi yıl önce geldiğimde en çok sevdiğim mekanlardan biri olmuştu.



Camden marketlerinden bazıları geçmişte at pazarı olarak kullanılan yerlere yapılmış. Bu nedenle geçmişi canlandıran heykeller var.

Birkaç sene önce tekrar gittiğimde yine hoşuma gitmişti daha önce yaşadığım şaşkınlığı yaşamamıştım. Dünyanın her yerinden gelen rengarenk ürünler satılıyor bu markette. O zaman aldığım ve zorlukla taşıdığım bir örtüyü Foça pazarında görmek beni epeyce şaşıtmıştı.Üstelik daha ucuza..



Bu hafta sonu gittiğim Camden Town sanki cazibesini kaybetmişti. Bunun nedeni belki benim değişmem belki de arkadaşımın söylediği gibi oradaki hayatın içine girmeden sadece izleyici olmak.

Tahta baskılar...Tokat tarafında yoğun olarak kullanılanlardan...Sanırım bu baskı atölyeleri Tokat'ta çok azaldı. Bu baskılar da dekoratif eşya olmak gibi bir sonla görevlerini tamamlıyor.Tokat baskılarının üzerine çoğunluk çiçek varken bunların üzerindeki desenler farklı.. Kültürel farklılık bu noktada ortaya çıkıyor.Aslında ilginç olan birbirinden çok uzak ülkelerde olan insanların aynı malzemeden fonksiyonu aynı olan eşyalar üretmeleri. İlgisiz olabilir ama deyimlerin bir çoğunun en azından Türkçe ve İngilizce de ortak olması..İnsanız ve ihtiyaçlarımız ortak...





Artık sanki sadece yiyecek tezgahları beni ilglendiriyordu. Acaba bugün hangi mutfağın tadına bakmalıyım düşüncesi ile dolaştım. Elbette geçmişte ve şimdi içtiğim "mulled vine" yani tropik meyvelerle tatlandırılmış kendine özgü tadı olan sıcak şarap unutulası değil.Mutlaka tadılması ve her gidildiğinde içilmesi gerekenlerden..
Aslında mağazaların da çok sıradanlaştığı gözümden kaçmadı.Çin ve japon işi aksesuarları ve giysileri her yerde görmek çok sıkıcı..Bu küreselleşme ne kötü şey...Sanki dünyanın her tarafında aynı şeyler satılıyor.. Mekanlar, her türlü tat eğlence biçimi de bundan nasibine düşeni alıyor. Belki de bu mekanlar biraz genç işi...Heyecanımı kaybetmiş olmam belki de yaşımla ilgilidir. Ama yine de şunu söylemeliyim. Orada gezerken teneke üzerine yapılmış eski reklamlar, "pub sing" diye adlandırılan meşhur ingiliz pubların duvarlarına asılan, eskiyi anımsatan küçük resimler, her ne kadar derinin cennetinden gelsem de deri aksesuarlar aklımın bir kenarına yazıldı. 29.ocak.2012

1 yorum:

Feza Karaoglan dedi ki...

Londra notlarınızı zevkle izliyorum. Kaleminize sağlık..:)